Modern asrın teknolojisine işaret eden hadisler
Modernist hadis inkârcılarının iddiasına göre Hz. Muhammed (a.s) gaybı bilmediğine göre Deccal ve Mehdi gibi kıyamete işaret eden hadisler topyekûn safsatadan ibarettir.
Hâlbuki Kur’an’da gayb kavramı iki manada kullanılmaktadır. Bu manalar mutlak ve mukayyet manalarıdır. Mutlak manada gaybı yüce Allah’tan başka hiç kimse bilemez ama mukayyet manada gaybı Allah dilediği zaman peygamberlere bildirir. Bu hususa verilecek örnekler epeyce fazladır. Modernist hadis inkârcılarının hedefi, nübüvvet mektebindeki hadis ve sünnet gerçeğini bertaraf etmektir. Aynı istikamette Mürcie mezhebini modern çağa entegre ederek tekrar hortlatmak suretiyle içi boşaltılmış, ahkâmız, yargı-yasaması olmayan bir İslâm modeli inşa edilmek istenmektedir. Böyle bir İslâm modeli hem laik tağuti rejimlerin işine gelir hem de Batı’nın Müslümanlar üzerindeki emellerine iyi bir destekçi olur.
Tarih şahittir ki modernist hadis inkârcıları, İslâm’ın her tarafından kısıp kırparak işlevsiz ve sadece vicdanlara hapsolmuş bir İslâm modeli hedefliyorlar. Bu sinsi İslam fareleri, özellikle sünnet müdafilerine nakilci, gelenekçi ve Arap taklitçileri lakapları ile hitap ediyorlar.
Maalesef bunlar Hz. Muhammed (a.s)’ın dini ile savaşan Batı dünyasının istihkâm birlikleridirler. İslâm’ın yıkılması adına oryantalistlere ve evanjelistlere saldırı zemini hazırlıyorlar. Bugün Anadolu’daki gençlik, bunların yıkıcı fikirlerinin etkisinde kıvranıyor. Mealcilerde de hakeza aynı durum söz konusudur. Bu fitne dalgasından nasibini almış gençlere sanki aynı mektebin diploması verilmiş gibidir. Bu gençlere diplomalarıyla birlikte kucaklarında bir izi soru paketi buldular.
- Recm cezası kabul etmiyorum.
- İsa (a.s)’ın yeniden nüzulü yoktur.
- Mehdi, Deccal (esrarengiz şahsiyetler) ve böyle bir türbülasyon dönemi yoktur.
- Hırsızın el kesme cezası yoktur.
- Berzah âlemi ve kabir azabı yoktur.
- Kölelik, cariyelik İslâm’da yoktur.
- Kur’an harici vahiy (gayri metluv vahiy) yoktur.
- Hadisler akidede esas olamaz.
- Hadisler koruma altında değildir.
- Hz. Ebu Hureyre’ye düşmanlık.
- İmam Züheyri’ye kuru bühtanlar itham etmek.
Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür. Gençliğin kucağına bırakılmış olan bu fitne, süslü kılıflara sokularak Kur’ân İslâm’ı, Kurân Müslümanlığı olarak sunulmuştur. Yani batıla haktan birtakım parçalar giydirilerek, batıl süslü gösterilmiştir. Bu zillet denizine atılmış gençlerimizden bazıları sünnetin kurtuluş gemisine yetişebiliyorlar, bazıları ise ne yazık ki bu zehirli ahtapotların kollarında mahkûm kalıyorlar. Neticede bidat ve dalalet uçurumuna düşüyorlar. Şöyle bir gerçek de var ki hadis inkârcılarının sonu, modern dinsizlik olan deizm felaketi ile karşı karşıya kalmalarıdır.
Hadislerin şöyle bir gerçeği vardır. Kur’an-ı Kerim’in âyetleri hâlihazırda hadisi tasdik ediyor. Şöyle ki 14 asır önce Allah Resulü’nün ağzından çıkan sözler, asırlar sonra yaşadığımız çağa ışık tutuyor ve adeta zamanın fotoğrafını çekiyor. Örnek verecek olursak;
Kayıt cihazı, gizli kamera ve sirk oyunlarına işaret eden hadis şöyledir:
Ahmed ibni Hanbel müsnedinde Ebu Said el Hudri’den şöyle rivayet ediyor: Resulullah (s.a.v.) dedi ki “Nefsim elinde olana yemin olsun ki kıyamet kopmaz, ta ki yırtıcı hayvanlar insanlarla konuşmayıncaya kadar ve hatta kişi kendi sesinin yankısından bilgi almayıncaya kadar ve hatta ayak bağlarından bilgi almayıncaya kadar, ailesinin arkasında konuştuğu bilgileri almayıncaya kadar.”
Söz konusu hadisin cümlelerinde asrın teknolojisine işaret, sır ve hikmet dolu imalar var. Örneğin yırtıcı hayvanların insanlarla konuşma şekli sirk oyunlarına işarettir. Sair cümlelerde ayak bağının konuşması, kişinin ailesinden gizli gıyabi haberler alması yani bunun gizli kamera ve ses kayıt cihazına işaret olduğunu kim inkâr edebilir.
Petrol ve gaz yatakları üzerinde meydana gelecek kanlı savaşlara işaret eeden hadis: Sahih-i Buhari’de Ebu Hureyre’den (r.a) şöyle rivayet ediyor: “Fırat Nehri altın definesini çıkaracak fakat bu define orada bulunan kişiye kısmet olmayacak.”
Sahih-i Müslim’de ise keza Ebu Hureyre’den başka bir metinle şöyle rivayet ediliyor:
“Kıyamet kopmaz ta ki Fırat dağ gibi altın çıkarmayıncaya kadar. Halklar üzerinde savaşacaklar her fırkadan yüzde doksan dokuzu öldürülecek.”
Bu hadislerin cümleleri çok net ve açık bir şekilde Ortadoğu’da petrol savaşları başlayacak ve çok kanlı olacak diye bize haber veriyor. Bu konuda benzer metinler çoktur.
İran petrolüne işaret eden rivayet:
Ebu Ganaim el Kufi Fiten adlı kitapta Ali bin Ebu Talib (r.a)’dan şöyle rivayet ediyor: “Ne mutlu Talikan’a zira orada Allah’ın altın ve gümüşten olmayan definesi vardır.” Talikan Kazvin bölgesinde olduğuna göre rivayetin işareti İran petrolünedir. Çünkü altın ve gümüşten olmayan define ancak petrole yorumlanır. Buna benzer Necd ve Basra petrolüne de işaret eden rivayetler vardır. Ahmed İbni Hanbel müsnedinde Beniselim’den olan birisinden şöyle rivayet eder: “Allah Resulü dedi ki büyük madenler çıkacak, şerli insanlar üzerine gidecekler.” Madenler petrol ve gerçek anlamda da maden manasında variddir. Şerli insanlar ise Batı dünyası ve İslâm düşmanı olan Amerika’dır.
Başka bir hadis metninde de şöyle diyor: “Kıyamet kopmaz taa ki büyük madenler yeryüzüne çıkmayıncaya kadar ve en rezil insanlar da orayı sahiplenmeyinceye kadar.” Madenlerden kasıt petrol kuyuları, gerçek madenler ve gaz yataklarıdır. Rezil insanlar ise Amerika ve Batı dünyasıdır. Çünkü Ortadoğu panoraması meydandadır. Bu topraklarda eksik olmayan kan ve gözyaşı tağutların zulmü ve acımasız petrol savaşları yüzündendir.
Teleskoba ve rasathaneye işaret eden rivayetler:
Taberani eserinde Ebu Hureyre’den şöyle rivayet ediyor; Allah Resulü buyurdu ki “Kıyametin alametlerinden hilalin şişkin (büyük) görünmesi, bir gecelik hilalin iki gecelik gibi görünmesi kıyametin yaklaştığına delalet eder.”
Taberani’nin EL- Kebir’de İbni Mesud’dan rivayet ettiği hadise göre ise Allah Resulü, “Hilalin (şişkin) büyük görünmesi kıyametin yaklaştığına delalet eder” demiştir. Hadisin cümlesindeki maksat hilalin çıplak gözle şişkin görünmesi değil ancak bir cihaz ve alet ile böyle görünmesidir. Yani cihazla hilal büyük gözüküp bir gecelik hilal cihaz aracılığı ile iki gecelik bir hilal büyüklüğünde gözükecek. Sonuç olarak böyle bir cihazın istihdam edildiği yer rasathane olabilir ve de bu cihaz da günümüzde yaygın olarak kullanılan teleskoptur.
Banka faizlerinin toplumları istila edeceği ile alakalı rivayetler:
Ebu Davud, İbni Mace ve El Hakim’in Ebu Hureyre’den nakil ettikleri rivayet şöyledir;
“Öyle bir zaman gelecek ki faiz yemeyen kimse kalmayacak, faiz yemeyenlere de faizin tozu bulaşacaktır.” Küresel kapitalizmin sistematik bir şekilde hayatı işgal ettiği böyle bir ortamda bu canavarca sistemden kurtuluş yoktur. Küresel kapitalizmın en büyük ve en etkili ilkesi faizdir. Halklar bu kirli sermaye sisteminin boyunduruğuna boyun eğmek zorundadır. Bu sistem adeta hayatın en ücra köşesine kadar hakimiyetini sağlamıştır.
Emperyalist güçlerin ümmeti parçalayacağına dair hadis:
Süneni Ebu Davud (2/210) ve Revyani Müsned’inde (c.25/134) her iki rivayeti Sevban’dan olmak üzere şöyle aktarıyorlar; Allah Resulü (s.a.s) buyurdu ki, “Aç bir cemaatin sofraya hücüm ettiği gibi uluslar sizi parçalamak için üzerinize hücüm edecekler.” Dediler ki, “Ey Allah Resulü acaba o günlerde sayımız çok az olduğundan mıdır?” Cevaben şöyle dedi: “Hayır, aksine belki o günlerde sayınız çok fazla olacak fakat sizin hafifliğiniz sel üzerindeki saman çöplerine benzeyecek. Allah sizin korkunuzu düşmanınızın kalbinden çıkaracak ve kalbinize vehen atacaktır.” Sordular, “Vehen nedir Ey Allah Resulü?” Dedi ki, “Dünya hırsı ve ölümden kaçıştır.”
Bu hadisin hükmü harfi harfine zuhur etmiştir. Hangi İslâm ülkesinde siyasi istikrar var? Ortadoğu tam bir enkaza dönüşmüş durumda. Parçalanan İslâm toprakları gözlerimizin önünde duruyor. Bu vahim durumu bizlere 14 asır önce bildiren Allah Resulü’dür. Arap Baharı (Arap Kışı)’nın Siyonist emperyalizmin bir projesi olduğu dünyaca bilinen bir gerçektir. Irak Savaşı tam bir çocuk yalanı oldu. Suriye’deki vekalet savaşı İsrail’in güvencesini garanti altına alma politikasın bir gereği olarak desteklendi. Ortadoğu savaşları hem dini hem maddi hem de politiktir. Özellikle hadislerin işaret ettiği kronolojik olaylar, sünnet inkârcılarına Kur’an harici vahyin hakikatini sunmaktadır. Maalesef hadis inkârcıları, mealciler, modernistler bu realiteyi hazmedemiyorlar.
Oryantalistlerin İslâm’a ve Müslümanlara karşı vereceği mücadeleye işaret eden hadis:
Batı kilisesinin Ortadoğu topraklarında keşif kolu görevini yapan oryantalistlerin tercih ettikleri yöntem, İslâm dininin içine sızıp, kaleyi içten fethetmek oldu. Oryantalistlerin bu metodu tam olmasa da kısmen başarıya ulaşmıştır. Çünkü şu anda ümmetin yaşadığı iç hesaplaşma ve mezhep kargaşaları ile var olan kaotik ortamın sebebi kesinlikle oryantalistlerin ektikleri fitne tohumlarıdır. Ekseriyetle tefsire çok müdahil olmuşlardır. Tefsirlerdeki temel problemlerden biri İsrailiyyat rivayetleri olduğu gibi, aynı zamanda oryantalist düşüncedir. Bilhassa hurafe rivayetler onlar için bulunmaz bir fırsattır. Oryantalistlerden bazıları özellikle kendilerine özgü bir uzmanlık alanı belirlemişlerdir. Örneğin Macar Yahudisi Ignác Goldziher sadece hadisler ile ilgilenmiştir. Onun yolunda yetişen Ebu Reyye, harfi harfine söylediklerini tekrar ediyor. Tabii ki Türkiye’de de Goldziher’in mektebinde yetişen talebeleri, Resulullah’ın sahabesi Ebu Hureyre’ye ve tabiin imamlarından İmam Zühri’ye insafsızca saldırıyorlar.
Suyuti’nin Ebu Hureyre (r.a)’en rivayet ettiği hadis şu şekildedir; Allah Resulü (s.a.s) dedi ki, “Ümmetimin üzerine bir zaman gelecek kurralar (kuran okuyucuları) çoğalacak ve fukaha azalacak. İlim azalacak ve herc (cinayetler) çoğalacak. Sonra başka bir zaman gelecek ümmetimden Kur’ân okuyanlar olacak, o okuma gırtlaklarından aşağı inmeyecek. Sonra bir zaman gelecek Allah’a şirk koşanlar Müslümanların inancını kullanarak onlarla mücadele edcekler.”
Resulullah’ın fermanının yoruma gerek bırakmayacak şekilde harfi harfine ve mucizevi bir şekilde tecelli ettiğini görüyoruz. Hadisin cümlelerinde adeta asrın fotoğrafı çekilmiştir. Bilhassa hadiste “Allaha şirk koşanlar Müslümanların inancı kullanarak onlarla mücadele edecek” cümlelerinin motamot oryantalizmin metoduna işaret ettiği kesindir. Çünkü oryantalistler Yahudi ve Hıristiyan zümrelerinden oluşuyor. Bu her iki zümre de Allah’a şirk koşanlardandır. Metotları ise İslâm dininin içine girip vahyin tersine yorumlar yapmak, hadis ve tefsir usullerine gizliden yanlış bilgiler eklemek.
Tefsirlerde İslâm’ın ruhuna aykırı yalanların, tarihi iftiraların ve vahyin kriterine uymayan yorumların müfessirler tarafından zikredilmesinde bir beis görmemişlerdir. Vahyin kültürünü açıklayan tefsir müellifleri nasıl olmuş da İslâm düşmanlarının bu oyununa alet olmuşlardır. Konumuzun dışına çıkmaktan kaçınacak olursak biz vahyin ikinci kısmı olan hadisin geleceğe işaretlerde bulunduğunu ispatlama arzusundayız ve neticede bu istikamette daha çok deliller mevcuttur. Çok şaşırtıcıdır ki modernistler Nostradamus’un kehanetlerine inanacak kadar ince bir imana sahiptir. Tıpkı bir ankebut (örümcek) ağı gibi.
Fakat iş İslâm peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s)’ın kendisine vahiyle bildirilen ilahi hakikatlerine gelince duraksıyor ve kabul etmiyorlar. Hatta şöyle bir gerçek var ki bin dört yüz küsur sene önce İslâm peygamberi DNA testine gerek görmeden insan toplumunda nesillerin imtiyazı için hadisle mükemmel bilgiler vermiştir. Hiçbir laboratuvar olmadan yüzde yüz test yöntemini izah etmiştir. Bununla ilgili bilgiyi m.firat1968@gmail.com adresiyle iletişime geçerek talep edebilirsiniz.
Allah’a ve Resulü’ne ittiba edenlere selam olsun…

