Hadis tarihi üzerine özel bir analiz

            Modern dünyanın insanlığa dayattığı kula kulluk ve sömürü, hayvanlaştırıcı ve insanları birer robota dönüştürmeye çalışan dünya düzeninin önündeki en büyük engel ve alternatif İslam’dır. İşte bu noktada hak ile batıl arasında tarihte eşine rastlanması zor bir savaşın içindeyiz.

Ama ne yazık ki, batıla karşı mücadelenin kalesi yüce dinimiz, sadece dış düşmanlar tarafından değil, bilakis ümmet içinde yer aldığı halde hakikati göremeyen, yeni dünya düzeninin makyajına aldanan, bir takım “diplomalı cahil”, işaret ettiğimiz büyük savaşta Truva Atı rolündedir.

Bu roldeki neredeyse bütün şahısların ortak noktası ise güya insanlığın ulaştığı muasır medeniyet döneminde İslam’ın geri kalmış olmasıdır. Bunlara göre, mevcut dünya hayatı Allah Teala’nın insanlar için bu dünyada öngördüğü refah düzeyindedir, dolayısıyla “geri kalmış İslam”ın günümüze uyarlanabilmesi için törpülenmesi gerekmektedir. Bu da ancak İslam’ın hayata tatbik edilen tarafını ortadan kaldırarak mümkün olacaktır.

Binaenaleyh, İslam dininin hayattaki yansımasını ortadan kaldırmak isteyen bir kısım dalalet ehli, peygamber efendimizin sünnetine saldırmakta ve bu yolla İslam dinini bir nevi Hristiyanlık gibi hayattan kopuk hale getirmek için çaba sarf etmektedir. İşte bu ehli dalalet, cahilleri ikna etmek ve iddialarına temel oluşturmak için ise zaman zaman çeşitli spekülasyonlara ve iddialara başvurmaktadır.

Söz konusu iddiaların en önemlilerinden biri de güya hadis yazımının, Resulullah (A.S.) tarafından tamamen yasaklandığı ve yazılanları ise sildirdiği şeklindeki hezeyandır. Ayrıca “Ebubekr-i Sıddık (R.A) kendisinde kayıtlı hadisleri yaktı”, “Ömer (R.A) hadis yazılmasını men etti”, “Hadisler neden dört halife döneminde kayıt altında değildi” gibi- kendi açılarından “can alıcı” (!)- sorular, sünnet düşmanlarının önemli argümanları arasında yer almaktadır.

            İşaret ettiğimiz temelsiz ve çarpıtılmış argümanlara cevap vermeye geçmeden evvel şunu belirtmek gerekir; Hatem’ül Enbiya peygamber efendimiz Muhammed’in (S.A.V) insanlığa getirdiği din, 14 asırdır türlü saldırılara göğüs germiş, nice düşmanlara galebe çalmıştır. Çünkü Yüce Allah (C.C) dininin sahibi ve koruyucusudur.

-Ebubekir yanında bulunan hadisleri yaktı.

– Ömer hadislerin yazılmasını men etti.

-hadisler niye dört halife döneminde yazılı değildi?

Bütün bu sorular onlar için davalarının kilit delillerdir.

Şimdi bütün bu ellerinde ki örümcek ağından daha basit sorularına cevaplar için ulemanın kollarını sıvayıp meydanlarına çıkardıkları delil ve cevapları şöyle sırayla beyan edelim:

Öncelikle bu konuda peygamber efendimiz(a.s.)den rivayet olunan en sahih hadis şudur: Benden kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” Müslim, sahihi. Nevevi, şerhi s.129.c.18. buna benzer birkaç değişik metinle hadis rivayetleri vardır. Bu emir peygamber(s.a.s.)den gelince sahabe yanında bulunan bütün hadisleri sildiler. Başta Ebubekir olmak üzere Ömer, Osman, Ali, Ebu Hureyre ve sair sahabeler yanında bulunan hadisleri herkes Allah Rasulü emri üzerine imha etti. Bunun ise birkaç nedeni vardır:

1-) İslamın ilk günleri olduğu için hadis, daha Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinin peyder pey nüzul dönemindeyken ayetlerle karışmaması için idi.

2-) Müslümanlar hadis kitabetleri ile meşgul olur iken Kur’an yazmayı ihmal etme korkusu vardı.

3-) Müslümanlar hadisleri ezberlemekle meşgul olurken Kur’an ezberlemeyi ihmal edebilirlerdi.

Ancak yasak emri İslam’ın ilk günlerinde olmuştur. Endişe edilen şekil şöyle :

Müslümanlar ayeti yazınca yanında hadis yazabilirlerdi. Aynı sayfada ayet ve hadisin yazılması birbirleri ile karışma tehlikesi çok yüksek olacaktı. Tabi ki bu risk ezber gücü olmayıp sadece kitabet ile meşgul olanlar için geçerli oluyor. Sonra bunu unutmayalım hadisin hadisi nesih etti hikmeti de burada apaçıktır. Yani Rasulullah’ın ilk günlerdeki yaptığı emir sonra ikinci vahiy ilhamı ile nesih olunmuştur.   

ALLAH RESULUNDEN(S.A.S.) İKİNCİ EMİR KİTABET ÜZERİNE OLMUŞTUR

İslamin ilk günleri geçtikten bir süre sonra artık hadisin Ayet ile karışma riski ortadan kalkınca Müslümanlar ahir zaman Peygamberin (s.a.s.) kuran mektebi eğitiminde belli bir seviyeye gelince   hadisin yazılmasını açık bir fermanla emir buyuruyor: Abdullah b. Amr   b. Asın şu rivayeti hadis yazılmasına en büyük delildir: ‘‘Rasulullah’ dan duyduğum har şeyi ezberlemek   maksadıyla yazıyordum. Kureyş beni bundan nehyetti ve Rasulullah (s.a.s.) kızgınlık ve sukunet hallerinde konuşan bir insan iken, sen ondan duyduğun her şeyi nasıl yazarsın?’’ dediler. Bunun üzerine yazmaktan vazgeçtim. Sonra durumu Resulluhlah’a arz ettim. Eliyle ağzına işaret ederek; ‘Yaz, canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki buradan haktan başka bir şey çıkmaz.’ Buyurdu. (Ebu Davud, İlim,3)

Hatta Ebu Hureyre (r.a) bu konuda açık bir ifadeyle hadisin yazılması konusunda şöyle diyor: Rasulullah’ın ashabı için Abdullah b. Amr hariç benden daha fazla hadis rivayet eden kimse yoktur. Abdullah yazar ben yazmazdım. (Buhari, İlim, 39)

Bu konu da çok sayıda güçlü kaynaklar vardır. Sahabe dünyasında hadisin yazılması konusunda ikinci yazılma emri ile herhangi bir engel kalmayıp hadis yazılmaya başlandı.

Ebu hüreyre (r.a.)den şöyle rivayet ediliyor: Allah (c.c.)resulullah (s.a.s.)a Mekke fethini nasip edince Allah resulü kalkıp Müslümanlara hutbe okuyarak sonra Yemenden Şah isimli biri kalkıp dedi ki ya resulullah şun (söylediklerini) ları  yazarmısınız Allah resulü ise dedi ki ebu şaha yazınız. Fethü-l bari.s.217.c1. Camii-beyanı- ilmi.s.70c.1. İmam Ahmet müsnet.s.235.c.12. İmam Ahmet oğlu ebu abdurrahman/Abdullah şöyle diyor:hadis kitabeti konusunda bu hadisten daha iyi delil olabilecek  sahih bir rivayet yoktur çünkü Allah resulü bizzat ebu şaha yazınız diye emir veriyor.Essünnet-ü kable tedvin. Syf. 251 Dr. Muhamet Uccac el Hatib.

 Bu hadis rivayetleri ulema tarafından tamamen kabul görülmüştür. Tabiin ve selef uleması, herkes bu gerçeği İslamin esaslarından olduğu bir esas olarak inanıyor. İzz ibn Abduselam  İbn abdulberr. İbn kuteybe ve hatibi bağdadi gibi  münazere meydanların ilim atlıları hepsi bu yolda ömür harcamışlar. Kütüb-i tisâ müellifleri Mezhep imamları. Bütün bu şaheserler ordusu bu tereddütsüz şaibesiz kabul etmiştir. İşin komik tarafı ilimsiz usulsüz narkoz yemiş bir takım hasta ğabi ilahiyatçılar bu metodu yıkıp talan etmeye çalışıyorlar. Bu cahil narkozlu zümrenin çaresizliği ithal bir takım saçma yalan dolu kitaplardan aldıkları bilgilerle çaresizliklerini idare ediyorlar. Aksine kendi bilgilerinden ürettikleri bir şey yok ortada. Onların fikir babaları baştan Macar kökenli Yahudi İgnaz goldıziher (ö. Tarihi.13. kasım.1921 Macaristan Budapeşte) batıda modern İslami fikirlerin kurucusu unvanı ila tanınır. İkincisi Mahmut ebu reyyedir (15 Aralık 1889.d. kahire.) bu zehirli adamın arkasında Şii ulemasının gizlendikleri belgelerle sabittir. Üçüncüsü Gulam Ahmeddir. Bu kişinin bir İngiliz adamı olduğu bütün İslam dünyasında tevatürdür. Pakistan da kadiyanilik hareketi kurucusudur. Tüm hadisi hatta mütevatirleri bile redd eder.(ö.26.mayıs.1908.Lahor Pakistan) dördüncüsü Muhammed fazlurrahmandır.(D.14. ağustos.1914.Saharanpur. Hindistan.ö.3.haziran.1974. Pkistan)bu gibi dış mihraklardan  destek alan para ila satın alınmış İslam hainleri olmuştur. Ama maalesef İslam hala dipdiri ayaktadır. İslam dini tarih boyunca yüzbinlerce böyle planlara maruz kalmıştır. Son günlerde Anadolu da bu planın sınavında yerini almıştır. Bu projenin konsepti çok çeşitlidir:

Modernizm.

Hadis inkarcılığı.

Klasik İslami ilimleri ezip yok saymak.

Demo İslamizm.

Kuran tarihselciliği.

Kur ân cılık.

Bu projenin içeriği yukaridaki ana maddelerden oluşuyor.

Özellikle bir grup (aynı projenin versiyonu) sade tevhidi bir iddia ila gençliği iğfal ediyor şöyle ki mevcut sıtatuko ya karşı sahte bir devrim hareketi sergileyerek gençliği iğfal ediyor. Hep konuştuklarında şirk tevhid kıyam cihad beraat hareket Zülüm gibi kavramlarla konuşmalarını süsleyip gençliği etki altında bırakarak yukarda ki projenin taslağını ve yol haritasını arka planda tutuyorlar. En tehlikeli gurubu bunlardır çünkü beyinlerinde ki mikrobik zehirlerini adeta subliminal yöntemle yeni jenerasyonun beyinlerine transfer ediyorlar. Bu korkunç gurup en çok gençleri yoldan sapıtan guruptur. Bunun örneğini yakında şahit olduk.

İslam’ın Beşinci Halifesi Ömer bin Abdulaziz Döneminde Hadise Hizmet

Ömer bin Abdülaziz kısa dönemlik hilafetinde hadisin İslam diyarlarında dağınık bir şekilde muhaddis ve ravilerin yanında kalmasını esefle karşılayarak bunun bin an önce toparlanmasını istemiştir. Tabiin ulemasında İmam Zühri’yi görevlendirerek hadisleri toplamak için kollarını sıvadı. Sonra Ebubekir İbn-i Hazm’ı devreye sokarak aynı görevle görevlendirdi. (Tehzibu tehzib, syf.39, cilt 12)

İbn-u Şahab hadisi toplayan dönemin görevlilerinden birisidir. (Camii Beyanul İlmi ve Fadlihi, syf. 26, cilt 1)

İslam’da hadisi ilk toplayan beşinci halife Ömer bin Abdülaziz’dir.

Said bin Abdülaziz büyük bir iftiharla şöyle diyordu: ‘‘Ben hadisi asla yazmadım çünkü bütün duyduğum hadisleri hep ezberliyordum.’’ (Süneni Darami syf. 121, cilt 1)

Ünlü muhaddis İbn-ü Salah şöyle diyor: ‘‘ Müslüman dünyasındaki ulema arasında ihtilaf zail olunca ümmetin icmai ile hadis yazılması zaruri oldu. (Mukaddimeti İbn-i Salah, syf. 171)

Buna istinaden ulema hadisi toplayarak sahihini sakiminden ayırarak metin sahhatindeki teknik usullerini kullanarak hadisi tedvin haline getirdiler. Rivayetlere göre İmam Buhari 200 bin tane zayıf hadis biliyordu. Nedeni ise o zayıf hadisi sahihine karıştırmamak için bir kenarda tutup gerçeği ispatlamaktı. Şu anda bile üstad Elbani ‘‘ Silsiletül Ahadisül Mevzua ve Zaifa’’ isimli kıymetli eserini beş cilt içinde zayıf ve uydurma hadisleri yazarak ispatını yapmıştır. Buna benzer İslam kültüründe dünya kadar zayıf ve uydurma hadis üzerinde disiplinli analizler yapılarak cilt cilt kitaplar yazılmıştır.

 Allah bizi sünnetin yoluna tabi olanlardan eylesin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir